TÜRKİYE'NİN İLKLERİ VE SORU İŞARETLERİ

 

İLK TÜRK FÜZESİ 1962 YILINDA FIRLATILDI

Türkiye İlk Füzesini 1962 yılında kendi olanaklarıyla imal etmişti fırlatılışı törenle yapıldı, başarılı oldu ancak bu füzeden bir daha da bahsedilmedi çünkü...

a

 Füze 1 metre 33 santimetre boyunda, 1 kilo 500 gram ağırlığındaydı. Üzerinde de Türk bayrağı vardı.

Türkiye'nin ilk füzesini alevler aldı

a

Türkiye’nin ilk füzesi Marmara-1, 19 Eylül 1962’de İstanbul/Ümraniye’de fırlatıldı. Deneme atılışı yapılan ve başarılı olan füzenin yaratıcısı, Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı olan Kirkor Divarcı’ydı.

Ancak nedeni anlaşılamayan bir şekilde evinde çıkan esrarengiz yangın sonucu tüm projeler kül oldu. Bu olaydan sonra kimse üzerine gitmede ve bahsetmedi. Konuyla ilgili yapılan araştırmaların olup olmadığı polis araştırmalarının sonuçları bile açıklanmadı.

Olay o gün den bu güne kadar tamamen bir faili maçhul halde adi bir yangın gibi kaldı şimdi de hava savunmamız için milyonlarca dolar harcayıp füze ihtiyacımızı gidermek için ellerin eline bakar durumdayız.

 

İLK TÜRK OTOMOBİLİ  (DEVRİM)

a

“DEVRİM”İN HİKAYESİ
       TCDD fabrikalarının yönetici ve mühendislerinden yaklaşık 20 kişi, 16 Haziran 1961’de Ankara’da bir toplantıya çağrıldı. Toplantıya başkanlık eden Genel Müdür Yardımcısı Emin Bozoğlu’nun okuduğu ve Ulaştırma Bakanlığı’ndan gönderilen yazıda “ordunun binek ihtiyacını karşılayacak bir otomobil tipinin geliştirilmesi görevinin TCDD İşletmesi’ne verildiği ve bu amaçla 1 milyon 400 bin lira ödenek ayrıldığı” belirtiliyor, bu otomobilin 29 Ekim 1961 tarihine kadar yapılması isteniyordu. Toplantıda söz alanların çoğu, böyle bir projede seve seve çalışmaya hazır olduklarını, fakat böyle kısa bir sürede sonuç alınabileceğini sanmadıklarını söyledi, bir kısmı da bu projeye karşı çıktı. İtirazlara rağmen “Devrim”in yapımına başlandı ve parçalarının çoğu yerli olan bu otomobillerden ilki, Ekim ayı ortalarında denenmeye hazır duruma getirildi.

a

    
CİLASI TRENDE YAPILDI
       Bir yandan bu ilk otomobilin yol denemeleri sürdürülürken, bir yandan da Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e sunulmak üzere ikinci otomobilin yapımını tamamlanmasına çalışılıyordu. Siyah renkteki, 2 numaralı “Devrim”in son kat boyası, ancak 28 Ekim akşamı yapılabildi. Pasta cilası, gece Ankara’ya sevk edilirken trende yapıldı. Buharlı lokomotiflerle çekilen trende, bacadan sıçraması muhtemel kıvılcımların otomobillere zarar vermemesi için benzin depoları boşaltıldı.

         Tren, sabaha karşı Ankara’ya ulaştı. İki “Devrim” otomobili, Sıhhiye’deki Ankara Demiryolu Fabrikası’na indirildi. Manevra imkanı sağlamak için depolarına yalnızca birkaç litre benzin konuldu. Asıl ikmal, sabah Sıhhiye’deki mobil benzin istasyonundan yapılacak, sonra da meclise gidilecekti. 29 Ekim sabahı, “Devrim”ler, motosikletli kalabalık bir trafik ekibinden oluşan eskortun arasında yola çıktı. Eskorttakiler, benzin alınacağından haberleri olmadığı için, benzin istasyonuna uğramadan yola devam etti.
a
       

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Otomobil halen çalışır durumda

CEMAL GÜRSEL, BENZİNSİZ OTOMOBİLE BİNİNCE
       Meclis’in önüne gelindiğinde durum anlaşıldı, acele getirilen benzin, 1 numaralı “Devrim”e konuldu. 2 numaralı “Devrim”e benzin konulacağı sırada, Cumhurbaşkanı Gürsel, Meclis’in önüne gelmiş ve Anıtkabir’e gitmek üzere 2 numaralı Devrim otomobiline binmişti. Yola çıkıldı. Fakat 100 metre sonra motor durdu. Cemal Paşa’nın “Ne oluyor?” sorusuna, direksiyondaki yüksek mühendis Rıfat Serdaroğlu, “Paşam, benzin bitti” cevabını verdi. Cumhurbaşkanı Gürsel’den özür dilenerek, 1 numaralı “Devrim”e geçmesi rica edildi. Anıtkabir’e bu otomobille giden Gürsel, inerken, ünlü “Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama Doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz” cümlesini söyledi. Ertesi gün bütün gazeteler, “100 metre gidip bozuldu” başlığını attı. “

Devrim” otomobili projesi, daha sonra nedeni açıklanmadan uygulamadan kaldırıldı.

 

İLK TÜRK SAVAŞ UÇAĞI
ATATÜRK’ün “ Bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiinin de bu esasa göre inkişaf ettirilmesi icap eder ” sözleriyle belirttiği dönemin havacılık politikası doğrultusunda 1925 yılında Tayyare Otomobil ve Motor Türk Anonim Şirketi ( TOMTAŞ ) kuruldu. Alman Junkers firması ve Türk Tayyare Cemiyeti'nin ortak girişimi olan bu şirketin kuruluşunda I nci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle ayrılan Almanya’nın Versay Antlaşması ile kısıtlanmış uçak imalatları sonucu elindeki birikimlerini eski müttefiki olan Türkler’e aktararak havacılık çalışmalarına devam etme istekleri büyük etken oldu. Yapılan antlaşma sonucu Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan her türlü uçağı ve motoru üreterek bunların revizyonunu yapacak ve her türlü makine aksamı Junkers firması tarafından karşılanacak olan Kayseri Uçak ve Eskişehir Bakım Tesisleri kuruldu.


a
Kayseri'de Yapılan İlk Türk Uçakları Ankara'ya Ulaştı
Arrival of the First Planes Produced in Kayseri

Polonya Hükümeti 50 Adet Sipariş bile verdi.

Sonra ne mi oldu?
Siz büyük milletsiniz dediler.
Siz uğraşmayın böyle şeylerle dediler.
Biz size maliyetinin altında bir fiyatla veririz dediler.
Verdiler.
Ama şimdi istedikleri uçağımızı (daha doğrusu uçaklarını) içine yerleştirdikleri KİT 'ler vasıtasıyla istedikleri yerde düşürüyorlar.

 

6 EKİM 1928’de resmen üretime geçen Kayseri’deki fabrikada Türk ve Alman ekip birlikte çalıştı. Fabrika, çift motorlu JUNKERS A - 20 bombardıman uçaklarının yapımı için hazırlıklarını bitirdikten sonra A - 20’lerin montajı üzerinde çalışırken çıkan bir sorun nedeniyle Junkers firması tüm hisselerini 3 MAYIS 1928’de Türk Hava Kurumu’na devretti. Fabrika sonradan Hava Müfettişliği’nin emrine verildi. 1929 yılında tesisler onarım ve revizyondan geçti. 1932 yılına kadar burada 15 adet JUNKERS A - 20 imal edildi. Bunlar tamamen metal yapım olup Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk telsizli uçaklarıydı. 1932’den sonra ilk anlaşma Amerikan Curtis - Wright grubuyla yapıldı. Anlaşmada Curtis’den av, yolcu ve FLEDGLING uçakları alınması planlandı. Bununla beraber Curtis - Wright uçaklarının montajının Kayseri’de yapılmasına karar verildi. Bu anlaşma sonrasında yapılan anlaşmalarla fabrika, II nci Dünya Savaşı’na kadar içlerinde Alman GOTHA 145, İngiliz MILES - MAGISTER gibi uçakların da bulunduğu 112 adet uçak imal etti. 1939’da fabrikanın uçak üretim, bakım ve revizyon hakkı Türk Hava Kuvvetleri’ne verildi. II nci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan Amerikan yardımı sebebiyle uçak üretimi durduğundan yeni projeler devreye konulmadı, tesisler uçak bakım ve onarımı amacıyla 1950’de Kayseri Hava İkmal ve Bakım Merkezi oldu

İLK TÜRK YOLCU UÇAĞI

Nu.D.38 tipi yolcu ucağı, tamamen Türk mühendis ve işçilerinin ortaya çıkardıkları Türk tipi tamâmen mâdenî bir uçaktır. 6 kişilik yolcu ucağının çift pilot kumandası bulunmaktadır. Saatte 325 kilometre hız yapabilmekte ve 1000 KM uçabilmektedir. Türk Hava Kurumu, Nuri Demirağ'ın fabrikalarına sipariş vermiş olduğu bu uçakları almaktan vazgeçmiştir. Bunun ardından uçaklardan bir bölümü Hollanda'ya ambulans-uçak olarak satılmıştır (Şu anda Hollanda'da bir parkta sergilenmektedir).
1944 yılında ilk Türk Yolcu Uçağı NU.D 38 İstanbul'dan Ankara'ya uçuşunu başarıyla tamamlamıştır.

a
Nu D.38'in yapılması, dünya uçak sanayicilerinin dikkatini birden Türkiye'ye çekmişti. Üretilen Nu D.38 adını taşıyan çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yurt dışında büyük ilgi gördü ve bu uçaklar Dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfına alınmıştı.

a

Türk Hava Kurumu Nu D.38'lerden sipariş vermiş ve test uçuşlarının Eskişehir'de yapılmasını istemişti.

Test uçuşunu deneyimsiz pilot -aslında baş mühendis- Selahattin Alan yaparken iniş sırasında piste hayvanların girmemesi için kazılan hendeğe düşmüş ve vefat etmişti. Bu olay üzerine THK bütün siparişlerini iptal etmiş ve şartlara uygun değildir diye belge vermişti.

a