İBRETLİK GÖRÜNTÜ RESİM VE YAZILAR > HEPSİ TESADÜF MÜ? (TARİHİN GİZLERİNİN İZLERİ)

HEPSİ TESADÜF MÜ ?
(YOKSA TARİHİN GİZLERİNİN İZLERİ Mİ?..)

En’am Suresi 59.Ayet.

‘’Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin.’’

En’âm  Sûresi 73 . Ayet

‘’O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.’’

Bakara(*) Sûresi 32 . Ayet

Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.

KENNEDY VE LİNKOLN (100 YIL ARAYLA TEKERRÜR EDEN KADER)
a

Abraham Lincoln 1846 yılında kongreye seçildi.John F. Kennedy ise 1946 yılında kongre üyesi oldu. (Aralarında tam 100 yıl var.)Abraham Lincoln 1860 yılında ABD Başkanı oldu.John F. Kennedy 1960 yılında ABD Başkanı seçildi. (Aralarında tam100 yıl var.)Lincoln ve Kennedy isimlerinin ikisi de 7 harften oluşuyor.İkisi de Beyaz Saray'da yaşarken birer evlatlarını kaybettiler.İki başkan da bir cuma günü suikasta kurban gitti.İki başkan da kafasından vurularak öldü. Lincoln'ün sekreterinin adı Kennedy'ydi.                                                                                            Kennedy'nin sekreterinin adı ise Lincoln'dü.İkisi de birer güneyli tarafından vuruldular. İkisinin ölümünden sonra da yerlerine bir güneyli başkan atandı.Her ikisinden sonra başkan atanan kişinin adı Johnson'du.Lincoln'den sonra başkan olan Andrew Johnson 1808 doğumluydu.Kennedy'den sonra başkan olan Lyndon Johnson 1908 tarihinde doğmuştu. (Aralarında tam 100 yıl var.)                                                        
Lincoln'ü vuran John Wilkes Booth 1839 yılında doğmuştu.Kennedy'yi vuran Lee Harvey Oswald ise 1939 yılnda dünyaya gelmişti.(Aralarında tam 100 yıl var.)Her iki katilin de üç isimden oluşan adı vardı.                             Her ikisinin isminde de toplam 15 harf var.Suikasttan sonra Booth, tiyatro salonundan kaçmış ve bir depoda yakalanmıştı. Oswald ise depodan kaçmış ve bir sinema salonunda yakalanmıştı. Hem Booth hem de Oswald mahkemelerinden önce vuruldular.Ve son olarak...
Lincoln ölmeden bir hafta önce Maryland Monroe’daydı.
Kennedy ölmeden bir hafta önce Marilyn Monroe’ylaydı.SİZCE TESADÜF MÜ?....

KANUNİ İLE KONSTANTİNUS’UN BENZEŞEN KADERİ

Evlat katlinin laneti mi?

Gerçek şu ki, dünyaya aynı başkentten hükmeden iki imparator (Kanuni ve Konstantinus), 1.220 yıl arayla aynı cinayeti işlemiş mülklerini ve devletlerini aynı kötü kadere mahkûm etmişlerdir:

Konstantinus Augusto, Roma İmparatorluğu'nun zirvesindeki sonuncu büyük hükümdardır. İmparatorluk, onun ölümünden sonra güç kaybetmeye başlamış, Doğu ile Batı arasında bölünmüştür.

Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı İmparatorluğu'nun zirvesindeki sonuncu büyük padişahtır. İmparatorluk onun ölümünden sonra güç kaybetmeye başlamış ve duraklama dönemine girmiştir.

Tarihte pek çok hükümdar evlat katilidir, hatta evlat katli hükümranlık gereği sayılmıştır. Ancak Konstantin ile Kanuni'nin işledikleri ilk oğul cinayetlerindeki özgünlük, birbirinin devamı iki imparatorluğu aynı kadere mühürlemiş olmasıdır.

Aynı topraklarda (İSTANBUL’da)

aynı yazgıda iki hükümdar

Büyük Konstantin karısı  İmparatoriçe Fausta,nın attığı iftiralar ve azmettirmesiyle üvey oğlu Krispus'un katliyle varisliğe yükselen kendi oğullarının Roma tahtına çıkışlarını ve 
II. Konstantius'un, kardeşleri, II. Konstantinus ve I. Konstans'ı öldürttüğünü göremedi.

Büyük Konstantin, evlat katili olduktan bir süre sonra Fausta'nın hadım hamamcılarına gizli bir emir verdi: İmparatoriçe hamama gittiğinde, daldığı havuzun suyu yavaş yavaş ısıtıldı ve her çıkmak istediğinde kafası bastırılarak havuzda tutulan Fausta, yavaş yavaş kaynatılarak öldürüldü.

Hürrem Sultan, üvey oğlu Şehzade Mustafa'nın katliyle varisliğe yükselen kendi oğullarından Cihangir'in, üvey ağabeyi Mustafa'dan birkaç ay sonra üzüntüsünden ölmesine tanık oldu. Ama II. Selim'in, öz kardeşi Bayezid'i öldürttüğünü ve padişah olarak tahta çıkışını göremedi. İftira attığı Şehzade Mustafa'nın katlinden beş yıl sonra eceliyle öldü.

Sözünü ettiğimiz tarih, erkek hükümdarların hükmünde erkekler tarafından yazılmış ve iki oğlu katleden iki baba, üvey ana entrikalarıyla mazur gösterilmeye çalışılmıştır.

Oysa Büyük Konstantin, güçte ve başarıda kendisini aşabilecek tek oğul olan Sezar Krispus'u,  yok etmek hırsıyla öldürmüştür.
Kanuni Sultan Süleyman da aynı nedenlerle Şehzade Mustafa'yı…..

ROMAYI KURAN VE YIKAN İSİM (ROMULUS)

Batı roma imparatorluğunu kuran ve yıkan imparatorların ikisinin de adı ROMULUS’tur.

İSTANBUL’U DÜŞMANDAN ALAN VE DÜŞMANA TESLİM EDEN İKİ PADİŞAH

İstanbul'u fetheden padişah Fatih Sultan Mehmet’ tir. Mondoros ateşkes anlaşmasından sonra yine İstanbul’u düşmana teslim eden padişahın adı da Sultan Mehmet Vahdettin’dir. Yani alan da veren de aynı isim….

BİZANSI KURAN VE YIKAN İKİ İSİM (KONSTANTİN)

Bizansı kuran imparator büyük Konstantin’dir. Konstantinin annesinin adı Helena’dır.
1453 te Bizans yıkıldığında tahttaki isim imparator Konstantin’dir.Annesi ise Helena…….

KANUNİ’NİN YANGIN FERMANI

Kanuni Sultan Süleyman İstanbulda çıkan büyük yangınların önüne geçmek maksadıyla adaletsiz ve sert bir ferman çıkartır.Fermana göre yangın her kimin evinden başlarsa ev sahibi idam edilecektir.Tesadüf o ki fermandan sonra  ilk yangın Topkapı Sarayında çıkar.(Tabi ki ferman uygulanmaz ve iptal edilir.)

SULTAN ABDÜLAZİZ  SUiKASTI

Sultan Abdülazizin kardeşi  V.Murat ile Hüseyin Avni Paşa  ve birkaç önde gelen adamı,  Abdülazizi tahttan indirme planları yaptıkları bir sırada, Sultan Abdülaziz bir rüya görür ve rüyasını Hüseyin Avni Paşaya anlatır; ‘’Büyük bir şenlik gördüm, neler oluyor dedim Murad’ın tahta çıktığını söylediler.O sırada gürültüler duydum  ne olduğunu sorunca askerlerin seni merdiven başında  paralayıp öldürdüklerini söylediler’’ 
Sultanın anlattığı rüyayı duyan Hüseyin Avni Paşa  baya ürker ,  padişahın planlarından haberdar olduğunu sanır, ama padişahın hiçbir şeyden haberi yoktur.Bir ay sonra Sultan Abdülaziz Hüseyin Avni Paşanın başını çektiği cunta tarafından tahttan indirilir ve yerine kardeşi V.Murat geçer.
3 veya 4 gün sonra olaya intihar süsü verilerek bilekleri kesilmek suretiyle öldürülen Abdülaziz, öldürüldüğü sırada Kuranı Kerimden Yusuf Suresini okumaktaydı. Bilindiği üzere Yusuf Suresi;  kardeşlerinin çekememezliklerinden dolayı Hz. Yusuf’a düzenledikleri suikastı konu alır.Padişaha suikastı düzenleyenlerden biri de onun yerine tahta çıkma hırsıyla yanıp tutuşan kardeşi veliaht Murat efendidir.
Olaydan birkaç gün sonra padişahın kayınbiraderi tarafından sükastı düzenleyenler bir baskınla öldürülür.
İşin daha da ilginç yanı cunta tarafından Abdülazizi tahttan indirebilmek için şeyhülislamdan alınan uyduruk fetvanın gerekçelerinden  biri de padişahın akli dengesini yitirmiş olduğunun ileri sürülmesidir. Veliaht Murat efendi bu fetvaya dayanarak padişah olabilmiştir, ancak tahta geçtikten sadece 12 saat sonra o da aklını oynatmıştır.
Darbeciler kendisine haber vermeden darbeyi bir gün öceye almışlardır . 30 Mayıs sabahı erken saatlerde aniden uyandırılarak köşkün kuşatıldığını görünce kendisini tahta çıkartmak için gelenlerin, abisinin karşı darbeyi yapmak için gelen adamları zanneder ve merdiven başında  delirir.

TÜRK DOSTU YILDIZ

Fatihin tahta çıktığı sıralarda HALLEY Kuyruklu Yıldızı görülür….Papa bu yüzden ‘’Türk ve Müslüman dostu dinsiz yıldız’’ diyerek yıldızı aforoz eder. 1912 yılında Balkan Harbinde Bulgarların Çatalca’ya dayandığı sırada HALLEY yeniden görünür, bu kez de Bulgar papazları ‘’Türklerin uğur yıldızı göründü biz artık mağlup oluruz’’ derler ve gerçekten de Bulgarlar Çatalca’da durdurulur, İstanbul kurtulur, ardından da Edirne’ye kadar olan topraklar geri alınır. (Sahi HALLEY yeniden ne zaman görünecek?....)

MARDİN KATLİAMI VE GİZEMLİ TESADÜFLER

Tarih 5 May 2009; Mardin'de bir köy nişanında silahlar konuştu. 44 kişi öldü, 3 kişi yaralandı.

Katliamın yaşandığı evde kanlı eşyaların arasında bulunan ve üzeri kanla kaplı takvim yaprağı 4 Mayıs 2009 Pazartesi tarihini gösteriyordu ve üzerinde yazan şey ise TARİHTE BU GÜN BAŞLIĞI ALTINDA OSMANLI PADİŞAHI ÇELEBİ MEHMETİN ÖLÜMÜ 4 MAYIS 1421 idi. Aşağıda görüleceği üzere katliamda hayatını kaybedenlerin çoğu erkek (23 kişi) ve çoğunun (35 kişi) soyadı da ÇELEBİ idi. Bir başka ilginç tesadüf ise kazılan mezarlardan birinin mezar taşının üzerine tesadüfen yapışmış olan Hürriyet Gazetesinin başlığında yazanlar… 

‘’HER ERKEK O BEDELİ ÖDEYECEK’’

Bakın yazının sahibi Ertuğrul ÖZKÖK bu konuda ne diyor;

İNSAN, hüzünlü bir mezar taşının üzerinde kendi yazısını görünce tuhaf oluyor. Yazının başlığı ’’Her erkek o bedeli ödeyecek’’

       Fotoğrafa baktım;
Alelacele açılmış mezarın başına dikilmiş taşın üzerinde benim yazımın bulunduğu Hürriyet sayfası duruyor.

Belli ki, özel olarak o yazı seçilmemiş.
Herhalde, mezar taşı dökülürken, altına bir gazete serilmiş.
Tesadüf ya, o da Hürriyet’in bir sayfası.
O sayfada benim yazım var.
Ama bu kadarı da tesadüf olur mu?
Yazımın başlığına bakın:
"Her erkek o bedeli ödeyecek."

KATLİAMDA HAYATINI KAYBEDENLER
Mehmet Çelebi, Hacı Halim Çelebi, Hüseyin Çelebi (1), Abdulvahap Çelebi, Cemil Çelebi, Cemil Çelebi, Abdulkadir Çelebi, Kenan Çelebi, Ali Çelebi, Şükrü Çelebi (15), Kerim Çelebi, Murat Çelebi, Savaş Çelebi, Halil Çelebi, Salih Çelebi, Halime Çelebi, Şükran Çelebi (6), Arife Çelebi, Şükriye Çelebi, Sevgi Çelebi, Muhittin Çelebi, Fesih Çelebi, Abdullah Çelebi (3), Emine Çelebi, Zekiye Çelebi, Mehmet Salih Çelebi, Salih Çelebi, Yıldız Çelebi, Seniha Çelebi, Şehmuz Çelebi, Seyri Çelebi, Neriman Çelebi, Sevim Çelebi, Yasemin Çelebi (6), Ayhan Çelebi, Mithat Arı, Habib Arı, Ruşen Arı (3), Kafiye Arı, Abide Akyol, Orhan Akyol, Kevser Akyol, Mehmet Akyol ve köy imamı Hacı Kazım Bozan.''

LANETLİ SAAT
aSultan Murad döneminde bir usta tarafından yapılan cep saati, kimin eline geçtiyse uğursuzluk getirmiş ve sahipleri celladın elinden kurtulamamıştı.
Tarihçi İbrahim Peçevili Efendi'nin yazdığına göre saatin ilk sahibi XVII.YY. sonu Topkapı sarayının önde gelen Kapı Ağası Gazenfer Ağa bir saat meraklısıdır. Ve dönemin en ünlü ustalarından Rüstem ağaya üzeri nadide elmaslarla süslenmiş paha biçilmez bir cep saati yaptırır, saati cebine henüz koymuştur ki Gazanfer Ağa’nın yaşamı rüşvet nedeniyle bir celladın elinde son bulur.Adettir boynu vurulan kişinin üzerinden çıkanlar celladın malı olur ve cellat kurbanından aldığı saati satar. Daha sonra saati alan Tırnakçı Hasan Paşa da bir süre sonra idam edilmez mi? Bu cellat da hükmü yerine getirdikten sonra saati satmış, elden ele dolaşan saat Kasım Paşa'ya intikal etmiş, o da kısa bir süre sonra idam edilmişti.
Saat son olarak, Birinci Ahmet devri sadrazamlarından Derviş Paşa tarafından satın alınmış ve saati kullanmayıp hemen kardeşi Eğriboz Sancak Beyi Civan Bey'e hediye etmişti. Civan Bey, atandığı yere giderken katip sıfatıyla yanında tarihçi İbrahim Peçevi'ye saatin öyküsünü anlattıktan sonra "Bu tarafa gider olduğumuzdan gemide lazımdır diye kardeşim bana verdi" dedi. Tarihçi Peçevi, saatin öyküsünü dinledikten sonra : - "Böyle uğursuzu, adam düşmanına bile verir mi?" dedi. ve hemen elden çıkarmasını önerdi. Bunun üzerine Civan Bey bir çekiç getirtti ve içindeki mücevherleri aldıktan sonra saati parçalayıp denize attı... yarım saat gibi kısa bir zaman geçmişti ki Civan beyin yanına bir ulak geldi ve Civan Beye Sancakbeyliğinden azledildiği haberini verdi.  soran Civan Beye; beyim ağabeyiniz Derviş Paşa idam edildi sizin de idamınız ferman edilmişti, ama son anda şefaatçileriniz araya girip idam kararını azle çevirttirdiler, ikinci fermanla ben gönderildim, idamınıza memur olanlara da ancak yarım saat önce yetişebildim der.Civan bey ve Peçevili birbirlerine bakarlar çünkü ulağın sözünü ettiği yarım saat öncesi saati kırıp denize attıkları vakittir….

VİYANA BOZGUNU VE BİR KEHANET

Evliya ÇELEBİ Viyana Kuşatmasından 20 yıl önce yazdığı seyahatnamesinde kafir müneccimlerin bir kehanetinden söz eder; ‘’Osmanlının bu kaleyi (Viyana) kuşatması muhtemeldir. Hüda nasip etsin. Ama kafir müneccimleri Türk askeri gelir, ama tatar bize yardım edip Türk’ü bozar ve Türk vezirlerini kırıp esir ederiz.Bir büyük kişi bu kale sebebi ile kaybolup Türk’ten çok kale alırız derler’’

Garip bir çarpıcılığı olan bu kehanet 20 yıl sonra aynen gerçekleşmiştir.1683 yılında Osmanlı Devleti Viyana’yı 2. Defa kuşatır, kuşatmada Osmanlı ordusunun yardımına gelmesi beklenen Kırım Hanı (ki Tatar’dır.) Murat Giray’ın bilinçli ihaneti sayesinde Osmanlı yenilmiş, Osmanlı Veziri Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ile Murad Giray idam edilmiş, bu bozgunla başlayan süreç içerisinde Osmanlı Rumeli’de yüzbinlerce km.lik toprak ve yüzlerce irili ufaklı kale kaybetmiştir.

KANUNİ VE ON’LAR

Osmanoğullarının ittifakla, en muhteşemi...Kanuni Sultan Süleyman...Asıl şöhretini yarım asra yakın süren saltant süresi içindeki büyük başarılarından ve baş döndüren zaferlerinden, idari dehasından almakla beraber, hayatında "On" sayısının tuttuğu yerle de ilginçtir..Bu yönüyle, "Kader-Ahir" ilişkisine işaret eden bir hikmete de sahiptir.

1.Kanuni, 10.Hicri asrın birinci senesinde (900) dünyaya gelir.

2.Zamanın dünya üzerindeki 10 büyük hükümdarlarından biri ve birincisidir.

3.10 çocuğu vardır.

4.Saltanatında 10 sadrazam görev almıştır.

5.Osmanlılar'ın 10. padişahıdır.

6.Zamanında 10 büyük din alimi yaşmıştır.

7.Zamanında 10 büyük şair yaşamıştır.

8.Saltanatında 10 defterdar görev almıştır.

9.Saltanatında 10 nişancı görev almıştır.

10.Kişiliği 10 önemli vasıf etrafında şekillenmiştir.

 

ATATÜRKÜN BAKTIRDIĞI EL FALI

15 YIL HÜKÜM SÜRECEKSİN...

Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır.Bunların en ilginci onun el falına bakan bedevinin söyledikleridir. Mustafa Kemal arkadaşları ile Bingazi'ye, Trablusgarp savaşına katılmaya gidiyordu.Yolda bir bedevi'ye rastladılar.Bedevi el falına çok iyi baktığını ve genç subaylara da isterlerse bakabileceğini söyledi.Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye başladı.Sıra Mustafa Kemal'e gelince, o önce baktırmak istemedi ama arkadaşlarının ısrarı karşısında, sonunda o da elini bedevi'ye açtı.Bedevi ele bakar bakmaz yerinden sıçradı ve heyecan içinde ;
"Sen padişah olacaksın" dedi ve ilave etti "15 yıl hüküm süreceksin."
Genç subaylar gülüştüler ve yollarına devam ettiler.
Aradan yıllar geçti, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı oldu.Cumhuriyetin 14.yılında hastalandı. Karaciğeri kötüye gittiğinde çevresindekiler ona "Artık içme Paşam" dediler.
Atatürk onlara bir zamanlar yolda rastladıkları falcı bedevi'yi hatırlattı ve gülerek ;
"Arap vaktiyle söylemişti, Bizim padişahlık nasıl olsa 15 yıl sürecek...Hesapça bu son senemizdir..." Yıl 1938 'di...

ATATÜRKE HEDİYE EDİLEN HALI
a

ATATÜRK´ÜN RÜYASI :
Atatürk´ün bir rüyasını da Dr.Reşit Galip Bey´den öğrenmekteyiz,
"Mustafa Kemal ,Ankara´ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüştü.Ertesi gün bana şöyle anlattı. ;
"Reşit Bey,rüyamda bana ´Paşam ,ınönü´den ne haber?´diye sordunuz.Bende ´vaziyet kritiktir´ cevabı verdim.´Kritik nedir? Anlamadım ki!´dediniz.Bende ´Bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm´ diyerek odama çekildim."
Mustafa Kemal bana bu rüyasını anlattığında düşman henüz ızmir´e çıkmamıştı,ınönü mevkii de henüz bir önem taşımıyordu.Aradan yıllar geçti 2.ınönü savaşı´nın kritik günlerinden biriydi.Mustafa Kemal´in arabası Millet Meclisinin önünde durdu.Hemen yanına koşarak,telaş ve endişe içinde, "Paşam ,ınönü´den ne haber?" diye sordum.
Aynen şu cevabı verdi ;
"vaziyet kritiktir"
O zaman ben ;
"Kritik nedir? Anlamadım ki!" dedim.
O da ;
"Sana bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra gülümsedi ve ;
"Hani Ankara´ya geldikten sonra bir rüya görmüşdüm,hatırladın mı?"
Hafızamı yoklayarak, rüyasını anlattım.Gülerek ;
"işte, rüya ayniyle vakidir.Ben ısmet´i tanırım,göreceksin 15 dakikaya kadar kendisinden muzafferiyet haberi alacağız."
Gerçekten de 5 dakika geçmeden bir telgraf gelmiş ve 2.ınönü savaşı´nın da zaferle sonuçlandığını öğrenmişlerdi...

ATATÜRK´ÜN 1907´DE ÇİZDİĞİ T.C. HARİTASI :
Atatürk, Kurtuluş savaşından çok önce, ittihatçıların Trakya´da 1907´de yaptıkları bir toplantı sırasında, bir Türkiye haritası çizmişti.Orada bulunanların anlattıklarına göre,o günkü Osmanlı devleti sınırlarıyla hiçbir ilgisi olmayan ve o zaman hiçbir anlam veremedikleri bu harita, gelecekte, yine Atatürk´ün kuracağı Türkiye Cumhuriyeti´nin haritası olacaktı.Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan tek bir fark vardı ;Atatürk, bizden ayrılmasına gönlünün bir türlü razı olmadığı Kerkük´ü de Türkiye topraklarına katmıştı.

ATATÜRK VE "9" VE "19" Rakkamları :
 
Atatürk´ün hayatında "9" rakkamının kendine özgü önemli bir yeri olmuştur.Örneğin Atatürk´ün doğum yılı olan 1881 rakkamı, "9" rakkamı ile birçok ilşkiler göstermektedir.
1+8=9
8+1=9
18=2x9
81=9x9
18+81=99
19x99=1881
Atatürk´ün harb okuluna girdiği tarih : 1899
Vatanı kurtarmak için Samsun´a ayak bastı : 19/05/1919
Bandırma vapurunda yolcu sayısı 19 ´dur.
ıttihat ve Terakki´nin yıllık toplantısına Trablusgarp delegesi olarak katıldı : 22/09/1909
Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesini kurdu : 04/09/1919
Erzurum Mebus adaylığını kabul etti : 19/10/1919
TBMM tarafından kendisine gazi ünvanı verildi ve Mareşalliğe terfi ettirildi : 19/09/1921
Atatürk 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala doğmuştur.
Atatürk´ün ilk askeri görevi, 19.Kolordu Komutanlığıdır.
Mustafa Kemal Atatürk : 19 harften oluşmaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk´ün nüfus cüzdanının numarası da 993814-B idi.
Bu sayı dizisindeki 938 rakkamı öldüğü yılı hatırlatmakta geriye kalan 9 ve 14 rakkamı da ölüm saatinin yakın bir benzeridir.
"Ne mutlu Türküm diyene" =19
"ıstikbal göklerdedir" =19

CEMAL GÜRSEL’İ İKTİDARA TASIYAN VE İKTİDARDAN EDEN 38 RAKAMI

DP iktidarını deviren Cemal GÜRSEL komutasındaki askeri cunta 38 kişiden oluşmaktaydı, Cemal aga 5 yıl süren iktidarın ardından felç geçirir ve Gülhane Askeri Tıp Akademisine yatırılır, bitkisel hayatta olan GÜRSEL’in iktidara devam edemeyeceğine karar verilen tıp raporu ile cumhurbaşkanlığı sona erer. Raporda tam 38 doktorun imzası vardır.

MALAZGİRT ZAFERİ ÖNCESİ VE SONRASI (TOPAL ASKER)

Selçuklu ordusu son savaş hazırlıklarını yapmaktadır. İki subay yaşlı, hasta ve sakat erleri ayırıp geri hizmete göndermektedir. Topal ve yaşlı bir askerin önünde dururlar, onu da geri hizmete göndermek isterler, Topal asker ağlayarak yalvararak kendisinin geriye gönderilmemesini ve bu cihaddan mahrum bırakılmamasını ısrarla ister. İki subaydan daha yufka yürekli olanı askeri yerinde bırakır geriye göndermez. Bu ayrımcılığa kızan diğer subay  şöyle söylenir “ Ne yani bu haliyle bu erden ne bekliyorsun ki bu adam  Bizans imparatorunu esir mi edecek?’’

Savaş başlar ve Türk Ordusunun galibiyetiyle sona erer.Bizans imparatonu esir alan asker kimdir biliyormusunuz? Evet şu bizim yaşlı ve topal asker……….

TİTANİK İLE TİTAN VE AYNI KADER…
Tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik, herkes tarafından bir deniz faciası nedeniyle tanınır oysa dev yolcu gemisinin ardında inanılmaz bir gizem saklı.
 
Titanik’in akıl almaz öyküsünü sunarken uyarıyoruz. Bir düşünün, Titanik’i batıran gerçekten bir buz dağı mıydı?
a

Yıllar Önce Yazılan Bir Kitap
a

Hiç kimse onun dünyanın en büyük kehanetlerinden birisine konu olacağını bilmiyordu. Hatta kendisinin dahi haberi yoktu. Adı; Morgan Robertson´du, Amerikalıydı, 1861´de doğdu, gençken denizcilik yaptı, sonra ise bir elmas eksperi oldu ve New York´da kuyumculuk yaptı. Sonra Kipling´in bir öyküsünü okudu ve yazar olmaya karar verdi. İlk öyküsü 25 $´a satıldı, daha sonra yazdığı 10 öyküden ise 1000 $ kazandı. Yazmak ona artık kolay ve kazançlı geliyordu. 1897 yılının bir kış gecesinde 24.Caddedeki dairesinde yeni bir deniz öyküsü yazmayı planladı. Bu bir uzun öykü olacaktı.

Hayali “Titan Kazası

Hayalinde dev bir yolcu gemisi vardı, asla batmayan bir gemi. Bir aşk teması üzerine kurulu olan öykünün kahramanları bu dev gemiye binip, İngiltere´den ABD´ye gidiyorlardı ve aşk hikayesi dünyanın en lüks gemisinde sürecekti. Ama öykünün hayali kahramanları beklenmedik bir sürprizle karşılaşacaklar ve bir deniz kazası batmaz denen gemiyi okyanusun dibine yollanacaktı. Robertson´un teması buydu, oturup yazmaya başladı ve öyküye iki isim verdi; "Futility"yani "Nafile" ve "Titan Kazası"... Evet, yanlış okumadınız; Titan... Şimdi beraberce Robertson´un romanından bİr bölümü; "Titan"ın batış sahnesini okuyalım.

"Gözcü haykırdı; ´buzdağı! Birinci subay, kaptana haber verdi ve derhal makine dairesine tornistan yani geri git emri verildi. Fakat dev gemi durmuyordu, hızını kesmesi için zaman lazımdı ve sisler arasında görünen buzdağı yaklaşıyordu. Aşağıdan ise orkestranın ve eğlenen insanların sesleri duyuluyordu. Sonra buzdağı gemiye ulaştı, bu arada gemi ters çalışan pervanelerin gayretiyle yan dönmüştü ama yetersizdi ve kaptanla yardımcılarının ç****iz bakışları arasında buzdağı Titan´ın sancak tarafına çarptı. Darbe hafifti hatta pek hissedilmedi, kaptan o anda ucuz atlattık diye düşünüyordu. Ama birkaç dakika sonra gemi birden yan yattı, buzdağı asıl yarayı su kesiminin altında açmıştı, yara öldürücüydü çünkü uğursuz buzdağı Titan´ın bordasını jilet gibi keserek, parçalamıştı."

Daha sonra Robertson öyküye; gemi hızla su aldığını. Alarm verildiğini, filikaların indirilerek, önce kadınlar ve çocuklar bindirildiğini, yardım çağrıları yapılırken, Avrupa´nın en ünlü ve zengin ailelerinin mensuplarnın birbirlerine ebediyen veda ederken, dev yolcu gemisi Titan’ın buzlu kutup sularına hızla gömüldüğünü anlatarak devam ediyordu.

İnanılmaz kehanet gerçekleşiyor...

Ve Robertson 1898 yılında öyküsünü küçük bir kitap olarak yayınladı. Kitap onu çok daha sonra ölümsüz yapacaktı, dünyanın en çarpıcı ve en dehşet verici kehanetini yazmıştı ama sonuç yayınladığı dönem için aynen kitabın adı gibiydi yani "Boşyere" Aradan 14 yıl geçti ve başka bir zamanda, başka bir gemi, asla batmaz denen dünyanın en lüks ve en büyük yolcu gemisi Titanik, İngiltere’nin Southampton limanından yeni dünyaya doğru denize açıldı. Sonra, 1912 yılında 14 Nisan´ı, 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler arasından birden ortaya çıkan bir buzdağı batmaz denen Titanik’in katili olacaktı. Yukarda okuduğunuz Robertson´un romanındaki batış sahnesi aynen gerçekleşti. Sadece o kadar mı? Bakın Morgan Robertson Titanik´den 14 yıl önce yazdığı romanında daha neleri bilmişti;

Robertson´un romanındaki Titan adlı gemi Southampton limanından yola çıkıyordu ve 14 yıl sonra Titanik de aynı limandan yola çıktı.

Romandaki gemi ile, Titanik arasında sadece 4 metre fark vardı. Titan 248 metre, Titanik 252 metreydi.

İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanında Titan´ı 70.000 ton ağırlığında yazmıştı; Gerçek Titanik ise 66.000 tondu.

Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisi de 3000’er yolcu taşıyorlardı. Gerek romandaki hayali Titan´a gerekse de gerçek Titanik´e Avrupa´ nın sayılı zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi.

Daha da ötesi var;

Robertson´un romanındaki dev Titan, New Foundland yakınında; Kuzey Atlantik´ de bir buzdağına çarparak battı ve işte inanılmaz ama gerçek; Talihsiz Titanik de 14 yıl sonra aynı koordinatta, aynen romandaki benzeri gibi bir buzdağına çarparak okyanusa gömüldü.
Ve her iki gemide de; yeterince cankurtan filikası yoktu; Robertson romanındaki gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik´de ise 22 filika vardı ve bu yüzden can kaybı büyük oldu.

Sonra...Gerçek kazanın sonucunda 1513 yolcu boğularak öldü ve kayboldu. Aynen 14 yıl önceki romanda yazıldığı gibi... Robertson´un romanındaki Titan´da ise 1500 kişi ölüyordu. Her iki gemi de 3000 kişilikti ve Titanik´e 2224 kişi binmişti.

Aynı asla batmaz denen gemi,

Aynı yerden aynı yere yolculuk,

Aynı tarihte, aynı yerde kaza,

Aynı buzdağı ve aynı tür batış,

Aynı yolcu ve ölü sayısı,

Hatta iki gemi de batarken orkestranın ilahi çalmasına kadar...

Bir kez daha okuyun ve düşünün... 

TESADÜF OLABİLİR Mİ?.......
11 SAYISI VE İLGİNÇ TESADÜFLER

-New York City 11 harften olusur
-Afganistan
11 harften olusur
-Ramsin Yuseb (1993 te ikiz kuleleri tehdit eden teroristin adi)
11 harften olusur
-George W. Bush
11 harften olusur

Bunlar tesaduf olabilir evethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif peki ya asagidakiler?

-New york
http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Amerika'nin 11. eyaleti
-ikiz kulelere carpan ilk ucagin ucus numarasi
11 di
-11 numarali ucus 92 yolcu tasiyordu
9+2=11
-Ucus numarasi 77 olan ve kuleye carpan ikinci ucakta 65 yolcu bulunuyordu
6+5=11
-Olay 9 eylulde yani 9/11 de meydana geldi
9+1+1= 11
-911 ayni zamanda Acil Servis numarasidir
9+1+1=11
-9 Eylul yilin 254. gunudur
2+5+4=11
-9 Eylul'den sonra yilin sonuna
111 gun kalir
-Madrid'teki 3/11/2004 te meydana gelen terrorist saldirisi ikiz kulelere olan saldirilardan
911 gun sonra meydana geldi

peki devami sizce tesadufmu?

-Bildiginiz gibi Amerikanin sembolu kartaldir;
.Kuranda (9:11) numarali ayet derki; Arapogullari'ndan biri zalim Kartali uyandiricak.Zalim kartal ofkesini Allah'in topraklarindan(arap topraklari) alicak.Insanlar caresizlik icinde olaylari izlerken bircok insan Kartal'in yaptiklarini sevincle karsilicak.ve en sonunda baris gelcek.(ayet numarasina bakin)

Simdi sira asil ilginc olanda

1. Bilgisayarinizda en basitinden yeni bos bir windows .txt (text) dosyasi acin.
2. Icine buyuk harflerle Q33 NY yazin. (bu kulelere carpan ilk ucagin havaalanindaki kapi cikis numarasi)
3. Q33 NY un uzerini kopyaliyormus gibi aydinlatin (highlight)
4. .txt (font size) sayfa ayarlarindan yazinin boyutlarini buyutun ve 48 e ayarlayin
5. ve son olarak yazi cesidini wingdings olarak degistirin……

İKİZLER

Lewis ailesinin bin dokuz yüz otuz dokuz yılında ikiz erkek çocukları oldu. Ailenin durumu, bu, iki çocuğun bakımına yetecek kadar parlak olmadığından, ikizlerden birini evlatlık vermek zorunda kalırlar. Ayrılan iki kardeş ancak aradan 40 yıl geçtikten sonra bir araya gelebildiler. Ve bir araya geldikleri gün de gariplikler ortaya dökülmeye başladı.İki kardeşe de James adı verilmişti, ikisi de eğitimlerini avukat olarak tamamlamışlardı. İkisi de, mekanik aletlere ve halıcılığa meraklıydılar hem de ustalık derecesinde. İkisi de evlenmişlerdi ve ikisinin eşlerinin adı da Linda idi ve de birer oğulları olmuş, ikisi de adlarını James Allan koymuşlardı. Her iki James Allan da ikişer kez evlenmişler ve ikisinin de ikinci eşlerinin adları Betty idi. Sıkı durun; ikisinin de köpeği vardı ve isimleri Toy’du. Ve ikisi de her yaz Florida, ST Petersburg’da tatil yapıyorlardı. Bu olaya inanmayanlar, Digest dergisinin, bin dokuz yüz seksen yılı Ocak sayısını okuyabilirler.

 

III. SELİM VE IV. MUSTAFANIN ÖLÜMLERİ

III.SELİM:Osmanlı tarihinde adı yeniliklerle anılan Sultan Üçüncü Selim, Kabakçı İsyanı’yla Mayıs 1807’de tahttan indirilip, yerine Dördüncü Mustafa geçirilmişti Sarayda hapsedilen padişahı tekrar tahta çıkarmak için Nizâm-ı Cedit taraftarları Rusçuk’ta örgütlendiler Alemdâr Mustafa Paşa, bir orduyla İstanbul’a gelerek, Sultan Selim’i tekrar tahta çıkarmaya teşebbüs etti Ancak tedbirli davranmadığı için Dördüncü Mustafa’nın emriyle taraftarları 28 temmuz 1808’de Üçüncü Selim’i öldürdüler.

IV.MUSTAFA: Üçüncü Selim’i öldürten Dördüncü Mustafa da kaderin bir cilvesi olarak aynı akıbete uğradı Askerlerin Dördüncü Mustafa’yı tekrar tahta çıkarmaya teşebbüs etmesi üzerine tahtını emniyete almak isteyen İkinci Mahmud onu 17 Kasım 1808’de boğdurttu.

 

                        SİZCE BUNLARIN HEPSİ TESADÜF OLABİLİR Mİ?............................

YARARLANILAN KAYNAKLAR :

    • Mine KIRIKKANAT’ın Destina İsimli Kitabı
    • Sait ALPSOY’un Tarih Kaderi İspat Ederse İsimli Kitabı
    • Morgan Robertson’un Futility İsimli Kitabı
    • Tv. Ve Gazete Haberleri
    • İnternet Ortamından ve Çeşitli Kitaplar İle Yazılı Kaynaklardan Yapılan Alıntılar.